|
Milenyumun Mandalı : Sait Haşmetoğlu |
|
Ruh hali itibariyle gençliğe dönülebiliyorsa, orada kalabilmenin de yolları bulunabilir pek ala! Dahası hayat, son gününe kadar, sürekli bir yenilenme, tazelenme ve gençleşme çabasıyla renklendirilebilir...
Yani bakmak ile görmek arasındaki farkı kavrayıp hayat enerjisini yakalayabilecek gözlere sahip olmayı başarabilirsek, ruhumuzun gençlik iksirini de bulmuşuz demektir. Sayısız güzellik, hayatımızın her cephesini kesintisiz kuşatmış, öylece görülmeyi beklemektedir.
İşte bir su damlasının hayat dolu gösterisi... O küçücük ve formsuz varlığında gizli güzelliği görmeyi başaran gözleri ödüllendirmek istercesine bir taç şeklini almış....
Birlikte çalıştığım genç meslektaşlarıma hep şu uyarıda ya da tavsiyede bulunmuşumdur: "Buradaki en önemli şey yaptığınız iş değil bizzat sizlersiniz! Kendinizi mesleki deformasyondan koruyun ve geliştirin!"
Aslında bunları yıllar öncesinden bizlere, her bir Türk gencine tavsiye eden birisi varmış, ben ona tercüman oluyormuşum da haberim yokmuş... Aşağıdaki sözleri Ankara'daki Halide Edip Adıvar İlkokulunun Bahçesindeki Atatürk büstünde gördüğümde adeta büyülenmiştim... Keşke Atatürk ile övünmekle kalmayıp, o sözlerdeki derin anlamı kavrayabilmiş ve kendi hayatımıza yansıtabilmiş olsaydık:
"Küçük Hanımlar ve Beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizlersiniz. Kendinizin ne kadar önemli ve değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız... Sizlerden çok şey bekliyoruz."
Mustafa Kemal ATATÜRK
|
|
|