
İdare Amiri: Ebru Kargın


HÜRRİYET
İngilizler, 1953-56 yılları arasında Ada'da yaşayan ünlü İngiliz yazar Lawrence Durrell'in Acı Limonlar kitabında ölümsüzleştirdiği Kuzey Kıbrıs köylerine rağbet ediyor. KKTC'de İngilizler tarafından...
Devamı...>>
BİYOGRAFİ.NET
Gila Benmayor, ‘‘İskenderiye Dörtlüsü'nü okuyunca İskenderiye'ye gittim’’ dediği zaman hiç şaşırmadım. Bu dört romanın kadınlarından hangisiyle özdeşleştirmiş olabilir kendini...
Devamı...>>
GILA BENMAYOR
“İskenderiye Dörtlüsü'nü okuyunca İskenderiye'ye gittim’’
NEVVAL SEVİNDİ ( ZAMAN )
Lawrence Durrell çok sevdiğim bir yazardır. Kitaplarını okudum. Özellikle birini de analiz ettim; “Afrodit’in Başkaldırısı”. Bu ciddi ve önemli yazar...
Devamı...>>
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
|
|
 |


Adrese Teslim
Günlük E-Gazete - 12 Eylül 2003


27 Aralık 1912 tarihinde Hindistan'da doğdu. Öğrenimi için on iki yaşlarında İngiltere'ye gitti. Londra'da çeşitli işlerde çalıştıktan sonra, Yunanistan'da Korfu adasına yerleşti. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve savaştan sonraki yıllarda Rodos, İskenderiye, Kıbrıs gibi Akdeniz ülkelerinde yaşadı. Şiirleri, romanları bu yerlerin yankıları ile doludur. "Justine" adlı romanının yayınlandığı 1957 yılına değin az tanınan bir ozan iken "Justine", "Balthazar", "Mauntoliv", "Clea" adlı roman dizisinden sonra günümüzün en çok okunan ve sözü edilen yazarlarından biri oldu...
Yukarı

JUSTINE İSKENDERİYE DÖRTLÜSÜ : 1
Önce yadırganan, ama büyük bir ilgiyle karşılanan, dünyanın dört bir yanında okunup tartışılan bu ünlü dörtlünün amacını, "Lawrence Durrell", "çağdaş sevginin irdelenmesi" olarak açıklar. Yazar, sevgi ilişkilerini yalnızca erkek-dişi ilişkisi olarak almaz. Dörtlünün ilki olan "Justine"de," Sade"ın sevişmenin hiçbir türlüsünü suç saymayan görüşünü de benimse. Çağdaş İngiliz romanına yepyeni bir soluk getiren "Lawrence Durrell", "Justine"de, yaşam dolu, tutkularıyla kabına sığmayan, İskenderiye'li bir Yahudi güzelini anlatır...
Çeviri : Ülker İnce
Can Yayınları
On-line Satın Alabilirsiniz: kitapyurdu.com http://www.kitapyurdu.com
BALTHAZAR İSKENDERİYE DÖRTLÜSÜ : 2
Ünlü İngiliz yazarı "Lawrence Durrell"in dört kitabından oluşan "İskenderiye Dörtlüsü"nün ilk kitabı olan "Justine"i kısa bir süre önce yayımlamıştık. "Balthazar", bu dörtlünün ikinci kitabı. Üçüncü kitap olan "Mountolive" ve son kitap "Clea"yı da yakında yayımlayıp bu büyük dörtlüyü tamamlamış olacağız. Bilindiği gibi "İskenderiye Dörtlüsü", 1960'lı yıllarda İngiliz romancılığında büyük yankılar uyandırmış, kısa sürede dünya dillerine çevrilmişti. "Durrell"ın bu dörtlüde anlattığı sevgi ilişkileri, yalnızca erkek-dişi ilişkisi olarak kalmaz. "Durrell", her türlü cinsel ilişkiyi büyük bir soğukkanlılıkla ele alır ve anlatır. Cinselliğin değişik biçimlerini deneyen Justine'in ilişkilerinin tanığı olan Darley, yıllar sonra bu izlenimlerini yazar ve ortaya "Justine" adlı kitap çıkar. Ancak Darley'in olayları ve gerçekleri yorumlayışı, kendi görüş açısıyla sınırladır. Birçok ayrıntı belirsiz kalır. Bu belirsizlikler, öbür roman kişilerinin bakış açılarından anlatılarak değişik boyutlara erişecek ve böylece ortaya "Balthazar" (1958), "Mountolive" (1958) ve "Clea" (1960) adlı, dörtlünün öbür iç kitabı çıkacaktır.
Çeviri : Ülker İnce
Can Yayınları
On-line Satın Alabilirsiniz: kitapyurdu.com http://www.kitapyurdu.com
MOUNTOLİVE İSKENDERİYE DÖRTLÜSÜ : 3
"Mountolive", 20. yüzyılın en büyük romancılarından biri olan "Lawrence Durrell"in, dört romandan oluşan "İskenderiye Dörtlüsü"nün üçüncü kitabı.(Ötekiler: "Justine", "Balthazar" ve "Clea") Bu dörtlü, "roman zamanı" bakımından süreç olarak birbirinin devamı değildirler. Aynı olay ve kişileri aynı zaman diliminde, dört ayrı bakış açısından anlatırlar. Böylece, yazar, bakış açıları değişince olayların ve kişilerin görünümlerinin de değişeceğini göstermiş olur. Bu yöntem, çağımız roman sanatında çok önemli bir anlatı devrimidir. Gerçekten de aynı anlatı malzemesinden dört ayrı roman çıkmıştır. Her romanda bir öncekinin birtakım düğümleri çözülürken, yeni düğümler de atılır; gizem, açılırken yeni bir gizemin örtüsüne dönüşür....
Çeviri : Ülker İnce
Can Yayınları
On-line Satın Alabilirsiniz: kitapyurdu.com http://www.kitapyurdu.com
CLEA İSKENDERİYE DÖRTLÜSÜ : 4
"Clea", ünlü İngiliz romancısı "Lawrence Durrell"in dört kitaptan oluşan "İskenderiye Dörtlüsü"nün dördüncü ve son romanı. Daha önce yayımladığımız "Justine" (1957), "Balthazar" (1958), "Mountolive" adlı ilk üç kitapta anlatılan olaylar ve yaratılan kişiler, ancak dördüncü roman "Clea" (1960) ile bir bütünlük kazanıyor. Diyelim ki "Balthazar"da romanın kişilerinden biri olan Pursewarden intihar etti; üçüncü roman "Mountolive"de bu intiharın nedeni açıklanır gibi olur; ama "Clea"da, Pursewarden'in kendi kör kızkardeşine yasak bir aşk beslemesi olduğunu görürüz...
Çeviri : Ülker İnce
Can Yayınları
On-line Satın Alabilirsiniz: kitapyurdu.com http://www.kitapyurdu.com
ACI LİMONLAR
“Bu siyasi içerikli bir kitap değildir. 1953-56 arası çalkantılı yıllar sırasında Kıbrıs'ın ruh hali ve atmosferini inceleyen, bir ölçüde izlenimci bir araştırmadır. Adaya bağımsız bir birey olarak gittim ve Güzelyurt adlı Rum bölgesine yerleştim. Bundan sonra olan ve ilerideki sayfalarda yer alan olaylar, olanaklar elverdiği ölçüde misafirperver köylü arkadaşlarımın gözünden anlatılmıştır ve bu kitabın Kıbrıslı köylülerle adanın manzarasına dikilmiş etkisiz bir anıt olmadığını umuyorum. Ada kitapları 'üçlemem' bununla tamamlanmaktadır. Koşullar Kıbrıs yaşamını ve olaylarını eşsiz açılardan görmemi sağladı, çünkü orada yaşarken bir dizi farklı işte çalıştım, hatta adada kalışımın son iki yılında Kıbrıs Hükümetinde memur olarak görev aldım. Böylece Kıbrıs trajedisine hem köy kahvesinden, hem de Hükümet Konağından bakabildiğimi öne sürebiliyorum. Bunu karakterlerim aracılığı ile betimlemeye ve siyasetler değil bireyler açısından değerlendirmeye çalıştım, çünkü bu kitabın küçük yakınmalar içermemesini ve bu dönemdeki yanlış anlaşılmalar er ya da geç sona erdikten sonra da okunabilirliğini korumasını istiyorum.” (Lawrence Durrell)
Belge Yayınları
Çeviri : Hüseyin Aşuroğlu
On-line Satın Alabilirsiniz: kitapyurdu.com http://www.kitapyurdu.com
AFRODIT’IN BAŞKALDIRISI
Durrell, kapitalizm ve teknoloji merkezli modern kültürel değerleri inceler ve eleştirirken yer yer bilim-kurgu tekniklerinden yararlanır. Olayları denetleme gücü neredeyse tanrısal boyutlara varan Merlin'e ya da onun temsil ettiği müteşebbis kültüre karşı verilen amansız özgürlük mücadelesini anlatırken, karakterler arasındaki aşk-nefret ilişkilerini de olağanüstü bir derinlikle işler, insan olmanın anlamını sorgular...Doğu ve Batı kültürleri içindeki insanlar birbirlerinden ne bakımdan farklıdırlar? Kişi, kültürünü ne ölçüde aşabilir? "Yanılsamaların en verimlisi" olan özgürlük neden bu denli gereklidir, insan ne kadar özgür olabilir? İnsanın yarattığı bir şey (bir robot, bir şirket, bir sistem) kendisinden daha özgür olabilir mi? İnsan, belleği olan bir yaratık olmanın ötesinde nedir? Aşk ve yaratım kurtuluş mudur? Güzelliği ve acımasızlığıyla insanı iliklerine kadar sarsan bir roman.
Çeviri : Aslı Biçen
Ayrıntı Yayınları
On-line Satın Alabilirsiniz: kitapyurdu.com http://www.kitapyurdu.com
MONSIEUR YA DA KARANLIKLAR PRENSİ AVIGNON BEŞLİSİ : 1
"İskenderiye Dörtlüsü"nü yapısal özellikleri bakımından bir Avrupa romanı sayan "Lawrence Durrell", "Avignon Beşlisi" ile, Budizm'in beş ögesini (özdeksellik, duygu, algı, zihinsel biçimlenme, farkında olma) temel alan ve insan kişiliğinin ayrımını tartışma konusu yapan bir Tibet romanı yazmayı amaçladığını söylüyor. "Monsieur ya da Karanlıklar Prensi"nde anlatı, hangisi yapıntı olduğu (şimdilik) bilinmeyen, biri ensest'in, öteki eşcinselliğin izlerini taşıyan iki "aşk üçgeni"nin çevresinde yoğunlaşmakta ve Monsieur'nün (Şeytanın) egemen olduğu çağımız irdelenmektedir.
Çeviri : Seçkin Selvi
Can Yayınları
LIVIA YA DA DİRİ DİRİ GÖMÜLMEK AVIGNON BEŞLİSİ : 2
Livia, "Avignon Beşlisi"nin ikinci kitabıdır. Beşlinin ilk kitabı olan "Monsieur ya da Karanlıklar Prensi"nin sonunda, yazar Aubrey Blanford, eski dostu "Tu" takma adıyla anılan Constance'ı akşam yemeğine beklemektedir. Livia'nın başında ise, güçsüz ve yaşlı Blanford, Tu'nun ölümüne üzülmekte ve "Monsieur"nün kahramanlarından olan bir başka yazarın, Sutcliff'in kişiliğini irdelemektedir. Bu iki romancıdan hangisi ötekinin yaratıcısıdır? Bu aynalar ve yansımalar oyununda, geçmişin karanlıklarından, sevilen kadınlar, ihanetler, yitik hayaller belirmeye başlar ve okur, Platon'un ünlü mağarasının eşiğinde bulur kendini. Blanford, Livia'nın kızkardeşi Constance'ı sevmiş, fakat Livia ile evlenmiştir. Ancak arada bir engel vardır: Livia'nın lezbiyenliği. Livia'nın öteki kahramanları da aynı kişisel karmaşıklıkla aynalarda gezinirler. Lawrencece Durrell, kesişen, paralel ya da ayrılan yollarda okuru bir şiirsel labirenti dolaşmaya davet eder. Okurun bu labirentte yitmemesi için romanın en önemli boyutu olan zaman'ı yakalaması gerekmektedir; çünkü "rehber", "zaman"dır. Tıpkı "Monsieur ya da Karanlıklar Prensi" gibi yeni bir "okuma sevinci", yeni bir "okuma şöleni"dir Livia ya da "Diri Diri Gömülmek.
Çeviri : Seçkin Selvi
Can Yayınları
On-line Satın Alabilirsiniz: kitapyurdu.com http://www.kitapyurdu.com
CONSTANCE YA DA YALNIZLIKLAR AVIGNON BEŞLİSİ : 3
"Monsieur" ve "Livia"dan sonra "Avignon Beşlisi"nin üçüncü kitabı: "Constance ya da Yalnızlıklar". İkinci Dünya Savaşından önceki son mutlu yazı izleyen günlerde yalnızca Avignon ve Fransa'daki değil, İsviçre ve Mısır'daki küçük İngiliz "kolonileri" de dağılacaktır. Constance, Livia ve Blanford'un bu dönemde yaşayacağı yeni serüvenlere katılıyoruz bu kitapta. Romancının hem yaratıcı, hem yaratılan konumunda olduğu ve sayısız ayna oyunlarına bir başlangıç noktası oluşturan "romanın doğuşu"ndan başlayarak, yazarın değer verdiği düşüncelerle yeniden karşılaşıyoruz. Durrell'in olağanüstü yeteneğini bir kez daha ortaya koyan "Constance ya da Yalnızlıklar", Durrell hayranlarının özlemle beklediği bir yapıt.
Çeviri : Ülker İnce
Can Yayınları
On-line Satın Alabilirsiniz: kitapyurdu.com http://www.kitapyurdu.com
SEBASTIAN YA DA GÜÇLÜ TUTKULAR AVIGNON BEŞLİSİ : 4
"Monsieur", "Livia ve Constance"tan sonra "Sebastian", Avignon Beşlisi'nin dördüncü kitabı oluyor. Yakında yayınlayacağımız beşinci kitap "Quinx" ile, bu beşli tamamlanıyor. Lawrence Durrell, İskenderiye Dörtlüsü'nde "aşk" ilişkilerini konu aldığını, araştırdığını yazıyordu. "Avignon Beşlisi"nde ise aşk kadar ağırlıklı "ölüm" var: Ölmek ve öldürmek, bilinçli intihar, çaresizlikle kabul edilen kaçınılmaz son olarak çeşitli kılıklarda karşımıza çıkan ölüm. Bir bilinirci (Gnostik) ve Mısır'daki bir intihar derneğinin üyesi olan Affad'ın deyimiyle "korkunç derecede çekici", "insanları deyindiren" bir "tutku" olan ölüm...
Çeviri : Ülker İnce
Can Yayınları
On-line Satın Alabilirsiniz: kitapyurdu.com http://www.kitapyurdu.com
QUINKS YA DA KUSURSUZLUK PEŞİNDE AVIGNON BEŞLİSİ : 5
"Quinx, 'Avignon Beşlisi'nin beşinci ve son kitabı. Böylece, "Monsieur" ile başlayıp Livia, Constance ve Sebastian ile devam eden dizi tamamlanmış oluyor. Constance, Livia, Sutcliff ve Blanford'un çarpıcı kişiliklerinin bir kez daha sergilendiği, ilişkilerin olgunlaştığı, kahramanların yine aşk ile ölüm arasında karmaşık yolculuklara çıktığı bu kitapta da, Doğu-Batı ekseni üzerinde tartışmaya açık gelip gitmeler ana izleklerden biri. Lawrence Durrell, iç içe girmiş Doğu-Batı ilişkisini, aşkı ve ölümü de içerecek biçimde irdelerken, özellikle batı uygarlığını acımasızca eleştiriyor.
Çeviri : Gülçin Aldemir
Can Yayınları
On-line Satın Alabilirsiniz: kitapyurdu.com http://www.kitapyurdu.com
LABİRENT
1947 yılının Haziran başlarında, beş-on İngiliz turist, Girit adasında yeni keşfedilmiş Cefalu labirentini dolaşmak üzere, Yunan rehberin önderliğinde labirente giriyorlar. Ama beklenmedik bir göçük sonucu bir mağarada kapalı kalıyorlar. Kazadan kurtulanlar için bir çıkış yolu arayışı başlıyor. Labirentin o karanlık, bilinmeyen yeraltı dünyasındaki ürkünç yolculuk, parlak Yunan güneşinin altındaki aydınlık dünyada son bulduğu zaman, simgesel bir anlam kazanıyor. Labirentten çıkış yolunu bulan bir karı-koca, önlerinde hiç hazır olmadıkları, tuhaf ama yepyeni bir hayat seçeneği buluyorlar.
Lawrence Durrell hayranlarının severek okuyacakları bir roman. Durrell'in yazarlık hayatının ilk döneminde, 1947 yılında, "Dörtlü"den çok önce kaleme alınmış "Labirent", ama "İskenderiye Dörtlüsü"nün , "Avignon Beşlisi"nin daha o zaman yazılmaya başlandığı görülüyor. İzlekleri, kişileri, soruları, savları, biçemiyle aslında Durrell'in başından beri tek bir roman yazmış olduğunu düşündürüyor. Yine gizem dolu, gerilimli, sürükleyici, yanardöner bir öyküyle büyülüyor bizi.
Çeviri : Gülderen Tuğcu
Telos Yayıncılık
KARA DEFTER
"Kara Defter" çılgın, tutkulu, zekice süslenmiş, cicili, bicili, göz kamaştıran bir fantezi; aslında tam da genç bir adama yaraşan bir kitap. Durrell'ın 24 yaşındayken çıktığı bu ruhsal ve cinsel serüven, bu sözünü sakınmayan, gözüpek günce, alabildiğine açık saçık, hatta tiksindirici, sağlıksız, ama canlandırıcı, sivri dilli, bolca güldüren, kendine acıyan, ama kendisiyle dalga geçen, her şeyin ötesinde de, gerek üslup gerekse içerik açısından, dönemin hiçbir genç yazarının yeltenemeyeceği kadar yenilikçi...
Çeviri : Püren Özgören
Can Yayınları
On-line Satın Alabilirsiniz: kitapyurdu.com http://www.kitapyurdu.com
Yukarı
WEB KAYNAKLARI :
http://www.lawrencedurrell.org/bibliog/gifford.htm
http://www.canyayinlari.com/yazar_ayrinti.asp?id=226
Yukarı


( Justine İskenderiye Dötlüsü 1 )
" Tek gözlü Hamid bir gün bana gizemli bir ziyaretçiden söz etti.Adam ona efendisine çok dikkat etmesini söylemiş, çünkü çok yakında yüksek bir kişiden büyük bir tehlike gelmek üzereymiş.Onun tarifine bakılırsa, bu Nessim’in sekreteri Selim olmalıydı; ama burada oturan 50.000 kişiden biri de olabilirdi. Bu arada Nessim’in bana karşı olan tutumu da değişmişti, daha doğrusu tedirgin edici, bıktırıcı bir tatlılığa dönüşmüştü. Eski çekingenliğinden iz yoktu. Benimle konuşurken hiç alışık olmadığım okşayıcı sözler kullanıyor, sıcak bir ilgiyle koluma giriyordu. Bazen konuşurken birden yüzü kızarıyor ya da gözüne yaşlar doluyor, onları benden saklamak için başını yana çeviriyordu. Bunları gördükçe Justine’ in artan kaygısına tanık olmak çok acı vericiydi. Onu yaralamış olmaktan duyduğumuz utanç ve suçluluk bizi birbirimize daha çok yaklaştırıyordu. Bazen Justine gitmekten söz ediyordu, bazen de ben. Ama ne o gidiyordu ne de ben.Gerçekten de dayanılması çok korkunç bir bitkinlik ve çaresizlikle beklemekten başka bir şey yapamıyorduk. "
Yukarı

Yukarı
 Yorum yazmak ister misin?
|
saniya / 24.02.2013 18:33:49 |
akrep ve semenderi okuamamis olsaydim kesinlikle en sevdigim diyebilirdim.
rolex president

|
|
dilos / 11.04.2008 17:23:02 |
ayyyy süper

|
|
buket-fb_482@hotmail.com / 6.03.2008 17:29:29 |
biraz daha iii olbilir..

|
|
gül / 11.09.2007 18:04:11 |
valla bence çok güzel bi sitee

|
|
Mehmet Oguz Divilioglu / 21.08.2007 13:29:23 |
Çok zengin tasvir gücünün roman sonuna dek diri tutuldugu dörtlü. Iskenderiye Dörtlüsü. Justine'in, en disi esmerin, resmini Balthazar'in kapaginda gördügünüzde "aa Justine!" dedirtecek kadar görsel hafizaniza nakis gibi isleyen bir dilin açtigi harita.

|
|
OSMAN / 5.08.2006 18:25:56 |
FENA DEGIL GÜZEL OLMUS BIRAZ DAHA GÜZEL OLABILIR

|
|
city_of_angels66@hotmail.com / 24.07.2006 21:11:51 |
akrep ve semenderi okuamamis olsaydim kesinlikle en sevdigim diyebilirdim.

|
|
ezgiiii / 13.03.2006 18:17:16 |
zadie smith'i 1000 kat daha iyi yazmistiniz!!!

|
|
stephan speight / 26.01.2005 13:37:23 |
neden bulamiyorum

|
|
elçin yildirim / 11.06.2004 20:07:06 |
Justine, Lawrence Durrel'in ünlü Iskenderiye Dörtlüsü'nün ilk romani. Yazar, bu kitapta karisik ve bol çatismali sevgi iliskilerini inceliyor. Yahudi bir güzel olan Justine, psikolojik buhranlarindan kurtulma yolunu sevgi ediminde ariyor. Yazarin titizlikle degindigi gibi arzularina boyun egerek onlardan kurtulmaya çalisiyor. Bedenini ve ruhunu özgür kilma istemiyle sik sik kaçamaklar yapiyor. Bu yolla kendi özbenligini bulmayi amaçliyor. Bir sevgi çemberinde dolanan kitap; aski, sevgiyi ve yasami irdeliyor. Yazar, kahramanlarin gündelik eylemlerinin altindaki; düslerinde, düsüncelerinde ve ruhlarinda gizli olan yasamlarini anlatiyor. Kitapta mutluluga ve özbenlige kavusma ugruna her türlü yol kabul ediliyor. Fakat kahramanlar çogu zaman seçtikleri yolda ilerlerken mutluluk ve istirap arasinda sikisiyorlar. Özellikle romanin baskahramani olan Justine, hep yasamin bu ince çizgisinde sikisip kaliyor.
Yazar romana mekan olarak capcanli bir Iskenderiye seçmis. Lawrence Durrell Akdeniz kültürünü o kadar iyi taniyor ki, kitaptan Akdeniz kokusunu alabiliyorsunuz. Ayrica Iskenderiye'nin ruhu ve Akdeniz'in tutkusu romanla mükemmel bir bütünlük olusturmus. Yazar'in siirsel anlatimi okuru biraz yorabilir. Cümlelerin ve sözcüklerin içindeki derin anlamlara ulasabilmek için onlari defalarca okumak zorunda kalabilirsiniz. Ben romani bu yönünden dolayi gömülü bir defineye benzetiyorum. Degerli, göz kamastirici mücevherlere ulasmak için çaba harcamali, topragi kazmalisiniz. Ayrica kitabin bir özgün yani da anlatimi. Bastan sona dogru ilerleyen bir olaylar zinciri mevut degil. Parçalar teker teker veriliyor, böylece bütün her adimda biraz daha netlesiyor. Tipki bir yap-boz oyunu gibi, her bir parça yerine yerlestikçe sekil biraz daha anlam kazaniyor.
Yasamin kurulu düzeninden, ahlak kurallarindan siyrilan kitap, insan ruhunu bu noktada besliyor. Roman, sevgiyi ve aski psikolojik açidan irdeliyor, ama kesinlikle klise ask kitaplarindan siyrilmayi basariyor. Yalniz; Lawrence Durrell'in Justine'i herkesin kaldirabilecegi bir kitap degil. Uyariyorum, birçogu bu romanin özünü anlamayacak, estetiginin farkina varamayacaktir!
 
|

|
|
|